PhoneGap üst seviye web standtartlarını kullanıp (html5, css3, javascript), Android, Blackberry, iOS, bada, Symbian gibi popüler platformlar için derleme yapabileceğiniz hoş* bir framework.
Mevcut olarak bir sürü alternatifi olduğu düşünüldüğünde phonegap ile geliştirmenin başlıca avantajının yeni sahibi olan Adobe olduğunu belirtmek gerekir. Birliktelik ile Adobe Dreamweaver 5.5 ile phonegap dahili olarak geliştirmeye hazır geliyor. Adobe desteği ve sürekli artan geliştirilerinin gücü artı çoklu platform desteği sayesinde parlayan yıldız PhoneGap.
Başlarken;
-- Dreamweaver 5.5 kurmanız gerekiyor. Kurduktan sonra başlangıç proje olarak "mobil" ardından phonegap ile başlayabilirsiniz.
-- Java SDK kurmalısınız. Malum, android ve java :)
-- Android SDK kurmalısınız ve Sdk Manager vasıtasıyla Android 2.2 ve bileşenlerini kurmanız gerekiyor.
Bu adaımları geçtikten sonra Dreamweaver ayarlarından "Site - Mobile Applications - Configure.." adımını izliyerek Android SDK'yı kurmalı veya yolunu göstermelisiniz. Android'i ister kendiniz, istersenizde "easy install" seçeneğiyle kurabiliyorsunuz. Kendiniz kurduğunuz takdirde android kurulu dizini göstermeniz kafi olucak. Android kurulumu konusunda sıkıntı yaşayanlar Dreamweaver'ı güncelleyerek sorunu aşabilirler. Güncelleme sırasında internet bağlantınızın da sorunsuz olması gerektiğini belirteyim. Buradan update'e ulaşabilirsiniz. Güncellemenin getirdikleri burada.
Başlangıç için güzel bir kaç video ders, iyi fikir verebilir;
PhoneGap'in desteklediği özelliklerde şöyle.
Gerekenleri sağladığınız takdirde, uygulamanızı oluşturarak bir güzel mobil cihazınızda kullanabilirsiniz. Android'in similatörü biraz can sıksada (kendi açımdan), iyi fikir veriyor.
Tabi tüm bu işlemleri tanımak adına dreamweaver vasıtasıyla gerçekleştirdim. Eclipse yada Aptana Studio ile phonegap eklentisiyle devam etmeyi düşünüyorum. Sanırım django ile de kullanacağım, gerekli görürsem bununla ilgili küçük bir yazı yazarım.
---------------
*Hoş: işe yarar.
*Aplikasyon: içim ısınmadı ama application yerine nispeten türkçe gibi duran kelime.
Son yazdığım projede profil uygulamasına gerek duydum ve bunun için django-profile kullandım. Aslında içindeki demo uygulaması ve kurulum yönergeleri oldukça açık, yazma sebebim türkçe çevirisini yapmak niteliğinde.
Öncelikle python dizinine eklemek zorunda olduğunuz uygulamalar;
* Python Imaging Library http://www.pythonware.com/products/pil/ ,
* İndirdiğiniz django-profile içinden çıkan "userprofile" dizinini,
* gdata http://gdata-python-client.googlecode.com/files/gdata.py-1.1.0.tar.gz gdata içinden src klasörünün içindekiler kopyalanmalı.
* Google maps api key edinmelisiniz ve install.txt içindeki şekilde settings.py'yi düzenlemelisiniz.
* installed apps ve url.py değişikliğinide yaptıktan sonra django-profile içindeki media dizininin içeriğini kendi static media klasörünüze kopyalayın.
* django-profile/demo/templates içindeki dosyaları kendi tema klasörünüze kopyalayın. base.html kullanıyorsanız incelleyipte kopyalamanızda fayda var. Kendi base.html'iniz içine ilgili javascript dosyalarını eklemeyi unutmayın. Dilerseniz personal.html gibi dosyalara kendi araçlarınızı ekleyebilirsiniz.
* demoprofile örneğinde göreceğiniz models.py içeriği sizi yanıltmasın, userprofile'i settings.py'ye eklediğimiz için manage.py syncdb komutuyla gerekli tablolara sahip olacağız.
Bunları tamamladıktan sonra sanırım hiç bir sorun yaşamadan django-profile uygulamasını projenizde kullanabilirsiniz. Türkçe çeviri dosyası eksik, bunuda küçük bir çalışmayla halledebilirsiniz. Yaptığınız çeviriyi "locale" adındaki klasörün içinde oluşturmanız gerektiğinide belirteyim.
Yeni başlayanlara kolay sağlamasını umduğum anlatımım umarım birilerine faydalı olur.
AçıkKaynak dünyasının bilinen alış veriş sitesi çözümlerinden prestashop içinde bir sürü ödeme çözümünü barındırıyor. Posnet, 3DSecure, Paypal, GooglePos ve bir sürü benzeri modul. Ortak ödeme sistemi kullanmak istemiyorsanız ve daha profosyonel bir çözüm istiyorsanız, posnet ve 3d secure modellerini kullanmak zorundasınız.
6 senelik bir dizi, şu yaşıma kadar izlediğim en iyi kurgu. Kendisini en çok merak ettiren ve sorgulatan bir yapım... Bitti.
Benim için güzel bir son oldu, 6. sezon başından beri belliydi bazı açılardan çok doyurucu bir final olmayacağı, onca teorilerden sonra böyle bir bağlamayı kimse beklemiyordu açıkçası. Neler düşünmüştük, ne beklentilere girmiştik, bence değdimi kesinlikle evet.
Final kesinlikle herkesin anlayamayacağı tarzda idi. Jack'in adada ayıldığı yerde, kate'lerin kurtulduğu uçağı görerek ölmesi manidardı. Bu konuyu çoğu izleyici bir rüya olarak yorumlamış, onlara söyleyecek sözüm yok sadece Lost'u anlama rehberi'nin çıkmasını beklesinler.
Bittikten sonra çok iyi bir yorum buldum ekşi'de..Bence sözlük yazarı çok iyi aktarmış;
öncelikle bu satırı fasa fiso olsun diye yazdığımı söyleyeyim, çünkü gözler spoiler butonunun altına kayabiliyor. bu kastırma cümlemiz bittikten sonra malum olanı açıklamaya geçiyorum, arkadaşlar hezeyana kapılmayınız. rüya falan değildi yaşanan şeyler, boşu boşuna izlemedik ilk beş sezonu. sadece son sezonda izlediğimiz ve flashsideway olarak adlandırılan hayatın aslında gerçek olmadığını, ölümden sonraki bir mekan olduğunu anladık. ister araf deyin, ister helalleşme mekanı. tam olarak bir tanımı yok bu lost'un işlediği şekliyle "ölüm sonrası" mekanının. son sahnede kilisenin camında gördüğünüz gibi, her dinden insanın buluşup "let go" eylemini gerçekleştirdiği ve "ileriye" gittiği, bir nevi dünya simulasyonu olarak açıklandı. jack öldü, karakterlerden bir çoğunun ölümünü zaten izledik. "e bazı karakterler ölmemişti ki, onlar ne arıyor arafta?" sorusunun cevabını da christian shepherd verdi: "zamanı unut, herkes er ya da geç ölür, senden önce ya da sonra." zaman kavramını "şu olaydan sonra şu gerçekleşti" şeklinde düşünmeyin, mesela kate adadan kurtuldu ve 90 yaşında öldü belki de. ama sonuç olarak öldüler. zamana "aslında şimdi diye bir şey yoktur" şeklinde farklı bir yaklaşım getirerek "ölüm sonrası yaşam" formatında sonuçlandı lost. araf demek de istemiyorum aslında ama başka bir terim uyduramadığım için kullanıyorum arafı. çoğu eserde araf insanların arada kaldığı mekandır, lost ise zamandan ayrı olan ve neredeyse bir ömür süren bir tecrübe, bir uyanış ve arınma gibi ele almış ölüm sonrasını.
hiç işlenmemiş bir konu ile bitmesini ben de isterdim ama bu şekliyle de kötü sonuçlandığını söyleyemem. şaşırttı mı, yine şaşırttı. nasıl flashforward'ları flashback gibi yedirdiler ise arafı da flashsideways gibi yutturdular izleyiciye, finalde de son vuruşu yaptılar. lakin işin bilimsellik kısmı biraz havada kaldı, ölümden sonrasına inanmayan adam bu finali tatmin edici bulmaz tabii ki. detay olan soruları geçtim de, adanın tarihçesini, black smoke'un oluşumunu ve zaman atlamalarının nasıl gerçekleştiğini (mib'in suyla havayı karıştırınca göçüp gideceğim buralardan demesiyle kaldı) kesin bir dilde açıklamadan ve izleyicinin yaratıcılığına bırakarak, sadece karakterler bazında bir sonuç yaşatarak bitmiştir lost. jack'in ilk sezonda gözlerini açtığı aynı bambu ağaçları altında bu sefer gözlerini kapamasıyla manidar bir elvedaya imza atmış, izleyicilerini duygulandırmıştır.
The END !
Uyarı: Gece yarısı yazıyorum, bolca hata ve yolda kasis olabilir.
Bir projedir uğraşıp gidiyorum. Yaptığım projeyi php yada asp gibi bir script diliyle yazsaydım çok daha çabuk biteceği kesindi. Tuttuk güzel bir şey öğrenelim dedik hadi bu da Django ile olsun dedik. Neyse bayadır cebelleşiyorum ama iyi oluyor iyi.
İşin özü, digg.com'un benzetebildiğim kadar klonunu yapıyorum desem abartmış olmam. Şuan sadece fonksiyonelliği üzerinde çalışıyorum. Görsel arayüz filan tırt yani. Kafamda bir sürü soru var.. Not defteri çok dolu, öğrenileceklerin ve yapılacakların listesini paylaşsam herhalde herkes güler.
Neyse webfaction diye mucizevi bir host mevcutmuş. Haberdar olduk, şöyle bir yanında flörtüyorum. Yakındır vericem parayı alıcam gül gibi hostu.
Hadi hayırlı geceler :)
Son yazımın üzerinden epey zaman geçmiş. En son yazımdan girmişken yazıya yazmadan geçmiyeyim. Sqlite3 ile uğraşım iyi gidiyor, kendisini kullanıyorum ve seviyorum, aynı zamanda aynı projeyi mysql ilede geliştiriyorum. Veritabanı inşallah ileride büyürse aradaki farkları daha kolay anlayabileceğimi umuyorum.
Django ile geliştirdiğim projem hafif hafif şekillenmeye başladı. Yerel ağ üzerindende arkadaşlarıma test ettirerek hataları alıyorum. Jquery ilede sayfaları biraz coşturmak için araştırma halindeyim, yakın bir zamanda biraz da görsellik kattıktan sonra github.com'da yazdığım kodları paylaşacağım.
Niyet: Üşenmesem de şuraya her hafta yazsam.
İstek: Django kodlayanlar ortak bir kaynak oluştumaları (türkçe).
Dua: İlim ile ilimlenelim inşAllah.

